5 Şubat 2014 Çarşamba

Mehmet Ali Laga Kimdir - Mehmet Ali Laga Hayatı

Mehmet Ali Laga (Mehmet Ali Laga Kimdir? - Mehmet Ali Laga Hakkında)
 
 Mehmet Ali LAGA (1878 – 1947)
 Mehmet  Ali Laga (d. 1878 Trablusgarp – ö. 1947 İstanbul), Türk ressamdır.  Trablusgarp’ın “Zafirizade’’ adlı soylu bir ailesinden gelir.

 İlk, orta ve Lise öğrenimini Kuleli Askeri Lisesi’nde tamamladı.  1898’de Harbiye’den piyade mülazımı olarak mezun oldu. Trablusgarp’a  gönderildi. 1907’ye kadar kaldığı burada kolağası rütbesine yükseldi.  Aynı yıl İstanbul’a döndü. Hassa ordusu kurmayında görev aldı.  Meşrutiyetin ilanında Kuleli İdadisi resim öğretmenliğine verildi. Sonra  aynı göreve Bursa Lisesi’nde devam etti. Öğretmenlikten 1924’te  emekliye ayrıldı.
 
 Mehmet Ali Laga’nın İstanbul adlı yapıtı
 
 
 Sanata  ilgisi küçük yaşlarda başladı. Boş zamanlarında sürekli desen çizerek  ilk çalışmalarını gerçekleştirdi. Kuleli’de o dönemde okulun müfredat  programında resim dersi yer almıyordu. Resme olan ilgisini gören hocası  ressam Hüseyin Zekai Paşa’nın kardeşi Hasan Rıza Bey kendisiyle yakından  ilgilenince motivasyonu arttı.

 Kuleli Askeri Lisesi’ni bitirdikten sonra Harbiye’ye girdi. Harbiyenin  ders programında resim dersleri de yer alıyordu. Burada Hoca Ali  Rıza’nın öğrencisi oldu. Hoca Ali Rıza’nın yakın ilgisini gördü. Daha  sonraki yıllarda da beraberlikleri sürecek olan, aynı kuşak ve  cemiyetlerde yer alacakları ressam Sami Yetik’le tanıştı. 1898 yılında  mülazım (teğmen) rütbesiyle Harbiye’den mezun olduktan sonra doğum yeri  olan Trablusgarp’a atandı. Kolağası (yüzbaşı) rütbesini alana kadar  burada kaldı. 1907 yılında İstanbul’a gelen Laga, Hassa  Kurmay’ında göreve başladı. 1908’de Meşrutiyet ilan edilince mezun  olduğu Kuleli Askeri Lisesi’ne resim öğretmeni olarak atandı.
 Meşrutiyet’in  ilanıyla kendilerini daha özgür bir ortamda hisseden genç sanatçılar  yeni bir sanat ortamı yaratmak, sanat ve sanatçıyı topluma tanıtmak  amacıyla 1908 yılında kurdukları ve Harbiyeden arkadaşı Sami Yetik’in  başkanlığını üstlendiği Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurucuları  arasında yer aldı. Cemiyetin üyeleri arasında yer alan ve aralarında  Sami Yetik’in de bulunduğu Nazmi Ziya Güran, Namık İsmail, İbrahim  Çallı, Hikmet Onat ve Mehmet Ruhi Arel gibi arkadaşları kimi devlet  bursuyla, kimi de kendi olanaklarıyla yurt dışına gittiği halde kendisi  gidemedi.

 Balkan savaşları sırasında, Sami Yetik’le Edirne’de bulundu. Edirne  düşünce, iki arkadaş bir süre Sofya’da tutsak hayatı yaşadılar.  Resimleri, Sofya Akademisi öğrencilerinin dikkatini çekti.

Mehmet Ali Laga o günlere ait hatıraları şöyledir:
   “Sami bölüğe, ben ise Divan-ı Harp’e verildik. Ben şehirde bulunduğum  için Edirne’nin içinde her gün sabahtan akşama kadar resim çalışır ve  Sami de bölükte olduğundan boş vakit bulursa bölüğün erlerinin  krokilerini çizmekle uğraşırdı.”
 Sami Yetik, Mehmet Ali Laga’dan söz ederken “şeyda-yı sanat’’ ya da “büyük ruhlu Mehmet Ali’’ deyimlerini kullanır.

 O dönemde Kuleli Askeri Lisesi’nde hocası olan Hasan Rıza’nın da  Edirne’de bulunması ve atölyesini kendilerine açması, Edirne’nin düşman  tarafından işgaline, Hasan Rıza’nın şehit edilmesine ve kendilerinin de  Bulgarlara esir düşmesine kadar sürer. Esaretlerinin ne zaman bittiği ve  ne zaman yurda döndükleri ile ilgili bilgi bulunmamakla birlikte;  Çanakkale Boğaz Komutanlığı Deniz Müzesi’nde bulunan yüze yakın  Çanakkale görünümü sanatçının Birinci Dünya Savaşı sırasında  Çanakkale’de olduğunun kanıtlarıdır.

 Şişli Atölyesi sergisine Çanakkale’de yaptığı dokuz suluboya ve  karakalem yapıtıyla katılan sanatçı Bursa Askeri Lisesi’inde bir süre  resim öğretmenliği yaptı.

 Sanayi-i Nefise Mektebi idare müdürlüğü de yapan Laga, 1924 yılında emekli oldu.

 Emekli olduktan sonra Akaretler’deki konağına çekilerek çok sayıda eser üreten sanatçı 1947 yılında İstanbul'da öldü.

Peyzaj türünde yoğunlaşan resimlerinin bir bölümü özel koleksiyonlara  dağılmış olmakla beraber, çoğu ailesinin elinde bulunmaktadır.  Yağlıboyanın yanında suluboya türündeki çalışmaları da, onun tekniğine  hakim bir sanatçı olduğunu gösterir. C. E. Arseven onu, “güçlü bir  izlenimci’’ olarak tanımlar. Batı etkisindeki resim sanatımızın ilk  renkçi ustaları arasında yer alır. Özellikle sahil görünümleri, karaya  vuran dalgaların köpüklü etkisi, küçük tabakalar içinde meyve grupları,  seçtiği başlıca konulardır. İstanbul, Bursa ve Edirne gibi yörelerin  tarihsel yapılarını, doğa güzelliklerini ele aldığı tabloları, çağdaş  resim sanatımızın asker kökenli sanatçılardan sivillere aktarılan  gelenekçi yönünü temsil eder.      

www.tr.ansiklopediya.org

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder